2 Haziran 2017 Cuma

okan bayülgen'in bodrum'u

selamlar
ne zamandır yazmıyormuşım. ama sıcağı sıcağına bu akşam size yaşadığım bi tecrübeden bahsedeceğim. hatta yazmaya olay mahalinden başladım. konu bence çok ama çok önemli.

biliyorsunuz okan bayülgen bodrum'da bir bar açtı. yetinmedi, bir de restoran açıyor. anasının, atasının yeridir bişey diyemeyiz. zaten kan ağlayan bodrum bar esnafının ekmeğine kan doğradığını ( bir bira 30₺) uzun zaman önce anlatmıştım twitter'da. kendisi çok tatlı biri. kesinlikle az sonra bahsedeceğim kişilerle  kesinlikle kendisinin alakası yok. kendisi serge gainsbourg cosplay'i olarak hayatını sürdürüyor ve görünüşe bakılırsa olan bitenden pek haberi de  yok.  adamcağız "ben okan bayülgen'im" diye koşturuyor ortada sadece. bence koştursun da zaten.

eniveys. ben burda geçirdiğim esnaflık zamanından sıkılıp belki ilgilenirler diye sosyal medya teklifi ile  dada'ya gittim bu akşam. aslında tam da teklif değikdi. sadece sosyal medyada yer almakarı gerektiğini anlatmaya çalıştım bi kaç basit cümleyle. barlar sokağının en eski, en köklü, en "elit" barlarının sosyal medyada bulunduğundan bahsederek çok ama çok basit eviyede rakip analizi çıkarttım. işletmeci onur bey, iki kişi barda içki içiyormuşız gibi değil de sanki vapurda kalem satıyormuşuz gibi yaklaştı bana ve günahsızca yanımda oturan arkadaşıma ( ki yanımda oturan arkadaşımın daha önce dada'da başına gelen taciz vakasını birazdan işleyeceğiz) . ben sosyal medya yapmak istemediklerini anladım. muhabbet olsun diye daha önce yaptığım işlerden, bodrum'a taşınma sebeplerimden bahsetmeye çalışırken onur bey birden "senli benli" bir iletişime geçti benimle. buna hazırlıklı değildim, kimse değildir. ve istemem açıkçası. kendisine "lütfen sizli bizli konuşmaya devam etsek mi? " dememe kalmadı, omur bey birden "konuşmamıza da gerek yok bence, sen bana ne öğretmeye çalışıyosun, senin bana öğretebileceğin bişey yok. bana ukalalık mı yapıyosun aklın sıra" gibi itham içeren cümleler kurdu. mekanda bulunmaktan keyif aldığım için kendisine küfür edip dada'yı terketmek fikrinden vazgeçtim. kaldı ki yanımdaki arkadaşım (şimdilik kendisine ahmet diyelim) , onur bey ile konuşmamızı duymuş, kadın/ erkek herkesin dada'ya rahatlıkla girip eğlendikleri ve bunun için onur bey'e teşekkür ettikleri hikayesini onur bey'den dinlemiş ve oldukça öfkelenmişti. çünkü daha önce dada'daki küvette kendisinden yaşça hayli büyük kadınların cinsel birliktelik için kendisine 2500₺ paha biçtiklerini, bu ücreti kendisine teklif ettiklerini  ve kendisini uzunca süre rahatsız ettiklerini (şimdilik ahmet diyelim) bana daha önce de anlatmıştı.

demem şu ki:
mekanında para harcayan insanlara paha biçilmesine izin veren, onları dinleme zahmetinde bulunmayıp, tehtid olarak algılayan, yapıcı yaklaşımları "SEN BANA NE ÖĞRETMEYE ÇALIŞIYON?"  şeklinde algılayan onur bey gibi işletmeciler var olduğu sürece işletmelerin dijital anlamda büyümesi, yapıcı projeler yapması mümkün değil. başlarında okan bayülgen değil; kemal sunal da olmuş olsaydı aynı şeyi söylerdim. dijital iletişim çağında sırf kendisi kotaramadığı, bilmediği, fikir üretemeyip, geliştiremediği için basit bir rakip analizinden bile korkan onur bey gibi işletmeciler olduğu sürece okan bayülgen gibi adamların burnu boktan  zor çıkar. abi işletmeci olmayı geçtim, bari giyinmeyi kuşanmayı öğretin şu adamlara. krem rengi pantolon, üstüne ekoseli gomlek giymesin kimse ahahhahahajshdl

hadi öptüm

Hiç yorum yok: